KAYIP-KAÇAK ÇÖZÜMÜNE FARKLI BİR BAKIŞ AÇIŞI:Özelleşen Dağıtım Şirketleri

0 93

Get real time updates directly on you device, subscribe now.

Şekil-3 Özelleştirmeler sonrası dağıtım şirketleri
Şekil-3 Özelleştirmeler sonrası dağıtım şirketleri

Dağıtım şirketleri özelleşmekte, elektrik piyasası giderek daha rekabetçi olmaktadır. Daha fazla müşteriye ulaşmak isteyen dağıtım şirketleri katma değerli hizmetlerle hem verdikleri hizmet kalitesini artırma, hem de operasyon maliyetlerini en düşük seviyede tutmak zorundadırlar.  Ülkemizde kayıp kaçak oranı il bazlı düşünüldüğünde %5 ile %75 arasında değişmektedir.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (EPDK) 2010 yılında yayınladığı Enerji Piyasası Raporu’na göre 4628 sayılı Kanun ile başlayan reform süreci boyunca kayıp-kaçak oranında önemli düşüş sağlanmasına karşın,

artan enerji talebi nedeniyle kayıp enerji miktarı azalmamaktadır. 2002 yılı itibarıyla % 20,9 olan Türkiye geneli dağıtıma esas kayıp-kaçak oranı 2008 yılında % 14,8’e kadar düşmüştür. Ancak 2009 yılına gelindiğinde aynı oranın % 17,7’ye yükseldiği görülmektedir. 2009 yılı verileri göz önüne alınırsa en yüksek kayıp-kaçak oranı % 73 ile Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş.’de, en düşük ise % 5,6 ile Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş.’de gerçekleşmiştir. Büyük resme baktığımızda, dağıtım özelleştirme ihalelerinin 2010 yılında tamamlanmış olması, Türkiye elektrik piyasasında hedefi, ikili anlaşmalara dayalı, tamamen rekabete açık bir piyasa oluşturmak olarak şekillendirmiştir. Bu amaca yönelik olarak serbest tüketici limiti her yıl indirilmekte ve tüketicilerin tedarikçilerini ikili anlaşma yoluyla serbestçe belirlemelerine imkan tanınmaktadır. Özelleştirme ile kayıp-kaçak oranlarında düşme, verimlilik artışı ve piyasa yapısının serbestleştirilmesi beklenmektedir. Kayıp-kaçağın EPDK tarafından onaylanmış olan hedeflerin altına indirilmesiyle elde edilen ek gelir dağıtım şirketine bırakılmaktadır. Yine yatırımcı, işletme verimliliğinin EPDK tarafından onaylanmış hedeflerin üzerine çıkarılmasıyla ortaya çıkan ek geliri de kullanma hakkına sahiptir. Ürün fikrimizi oluştururken dikkate aldığımız piyasa raporuna göre dağıtım şirketlerinin aylık tüketim tahminlerinin sapma oranları % -1 ile % 5 arasında değişmektedir. Bu rekabetçi ortamda, bu sapma oranlarıyla birlikte özellikle Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde yükselen elektrik kayıp-kaçak oranı, şirketlerin karlılıklarını büyük ölçüde sekteye uğratmaktadır.

 Ülke genelinde 20 farklı elektrik dağıtım şirketinde yaklaşık 30.000.000 elektrik abonesi bulunmaktadır. Yıllık ortalama %4,6’lık elektrik talep artışı ile 2012 verilerine göre ülkemizdeki elektrik tüketim miktarı 230.000 GWh/yıl’a ulaşmıştır.

Şekil-4 Elektrik dağıtım şirketleri bazında kayıp-kaçak oranı, 2010
Şekil-4 Elektrik dağıtım şirketleri bazında kayıp-kaçak oranı, 2010

Kayıp-kaçağın yaygın olduğu dağıtım şebekesindeki izlenemeyen kör noktalar, toplam kayıp kaçak bedelinin % 80’ine yakınını oluşturmaktadır.

Şekil-5 Kayıp-kaçak probleminin kökeni
Şekil-5 Kayıp-kaçak probleminin kökeni

Önümüzdeki yıllarda şebekeye ek yük getirecek yeniliklerden biri de elektrikli araçlar olacaktır. Önümüzdeki 10 yıllık süreçte, devlet teşvikleri ile birlikte elektrikli araçların yaygınlaşması beklenmektedir.  Araştırmalar göstermektedir ki, efektif olarak takip edilen akıllı yönetim özelliğine sahip şarj istasyonları olmadan elektrikli araçların şebekeye lokal olarak penetrasyonu dağıtım trafolarının operasyon ömrünü büyük ölçüde düşürmektedir . Şebekeye bağlı olan tüm bileşenlerin sağlığı, şebekenin kendi sağlığına bağlıdır, bu da elektrik şebekesini korumaya yönelik regülasyonların, teşviklerin çıkarılmasını gerektirmektedir.

İlginizi Çekebilir
1 - 5

 Bu tür teknolojilerin halihazırdaki enerji şebekemize penetrasyonu, yeni iletim ve dağıtım hatlarının inşasını gerektirmektedir. Eklenecek şebeke altyapısının yanında halihazırdaki şebekeyi iyileştirmek adına büyük miktarlarda yatırımın planı yapılmaktadır. Bu durum, yatırım yapılacak bölgelerin optimum şekilde belirlenmesini, iyileştirme sonrasında ise şebeke parametrelerinin detaylı takibini gerektirmektedir. Halihazırdaki elektrik şebekenin operasyon güvenliğinin sağlanması, limitli, yaygın olmayan ve pahalı parametre takip mekanizmalardan ucuz, tekrar kullanılabilir, kolayca entegre edilebilir, hatlar boyunca yaygın olarak kullanılabilecek akıllı takip sistemlerine geçişi gerekli kılmıştır.

Şebeke elemanları yaşlandıkça bakım onarım maliyetleri de paralelde artmaktadır.  Periyodik bakım-onarım faaliyetleri dağıtım şirketleri için oldukça büyük bir maliyet teşkil etmekte, elektrik satışından kaynaklı karlılıklarını düşürmektedir. Buradaki tüm sistem ekipmanlarının yenileriyle değiştirilmesi ekonomik olarak fizibil olmamakla birlikte, şu anki yatırım planlarıyla imkansız görülmektedir. Bu durum, eldeki varlıkların daha etkili yönetilebilmesini, dolayısı ile daha etkin bir şekilde izlenip analiz edilmesini gerektirmektedir. Bu da

elektrik ekipmanların ve iletim-dağıtım hatlarının durum ve arıza takibi, optimize varlık yönetimi, arıza tespit ve uyarı sistemleri, akıllı ve otonom şebeke yönetim sistemleri ile dağıtım şirketlerinin GIS ve SCADA modüllerine entegre çalışabilen gelişmiş karar verici mekanizmaların gündeme gelmesini zorunlu kılmıştır.

Bunları şu şekilde sıralayabiliriz :

  • Kapital yatırımı ekipmanın ömrünü etkilemeden düşürmek: ekipmanlar değiştirilmeden, akıllı izleme sistemlerinin entegrasyonu ile şebekenin modernizasyonu büyük ölçüde düşürülür. Maliyetli olan bakım-onarım çalışmalarının yerine ekipman durum değerlendirme sistemleri kullanılabilir : Halihazırda trafo merkezleri, kesiciler, shunt kapasitörler belli periyotlarla kontrol edilerek operasyon sağlığı denetlenmektedir. Bu tür cihazlar yaşlandıkça, bakım-onarım gereksinimleri artmaktadır. Bu cihazların operasyonel parametrelerinin gerçek zamanlı denetimi sayesinde, sadece ihtiyaç olan ekipmanlara bakım yapılır, bu da bakım-onarım maliyetlerini düşürür. Dağıtım şirketlerinde çalışan nitelikli elektrik mühendislerinin %50’ye yakını emekli olmak üzeredir. Bu gerçek, şebeke ekipmanlarının bir akıllı analiz ve raporlama yazılımı tarafından takip edilmesinin gerekliliğini göstermektedir.
  • Değiştirilmesi gereken ekipmanların ekonomik ve teknik analizler sonrası önceliklendirilmesi yapılarak kaynak yönetiminin optimize edilmesi sağlanır. Geçmiş performansın gerçek zamanlı performans ile karşılaştırması, cihazın operasyonel sağlığı konusunda gerçekçi bilgilere ulaşmayı mümkün kılar.
  • Tam randımanlı çalıştırılmayan ekipmanların  teşhisi ve sonrasında yüksek kapasitede çalıştırılarak performansının artırılması sağlanır.
  • Arıza sonrası arızalı ekipmanın noktasal lokasyonunu, arızanın asıl sebebini teknik ekiplere bildirerek, arızadan dolayı oluşan elektrik kesintisinin süresini minimuma indirir.

 Tüm bu sistemlerin altyapısına baktığımızda, düşük maliyetli ölçüm ve iletişim mekanizmalarının en temel gereklilik olduğunu görülecektir. Halihazırdaki sensör teknolojisinin maliyeti, şebekeyi yaygın şekilde izlemek için en temel kısıtlayıcı faktördür. Kullanılan ölçüm sistemlerinin çoğu kablolama gerektirmekte, merkezi noktalardan ölçüme müsaade etmektedir. Kablosuz sensör üniteleri ise yüksek maliyetleri, hantal yapıları,  periyodik bakım-onarım gereksinimi, iletişim ağının düşük güvenilirliği ve yüksek batarya gereksinimleri nedeniyle tercih edilmemektedir.

 Halihazırdaki altyapımızı incelediğimizde, şebekenin akıllı izleme ve analiz yazılımlarından yoksun olduğunu görürüz. Üretim ve iletim hatlarının % 40-60’ı izlenmekte fakat toplanan verilerin % 20’si analiz edilerek anlamlandırılmaktadır. Bunun yanında alt iletim, dağıtım ve alt dağıtım birimleri çok nadir olarak izlenmektedir. Bu eksikliğin temel nedeni, elektriksel ekipmanların maliyetleri ile sensör-izleme yazılımı maliyetlerinin karşılaştırmasının fizibil olmayan sonuçlar doğurmasıdır. Üretim ve iletim hatlarında meydana gelebilecek arızalar daha büyük alanları etkilemektedir. Dolayısı ile bu noktalarda yapılan yatırımlar, dağıtım şebekelerindeki benzerlerine göre çok daha büyüktür.  Örnek vermek gerekirse bir 100 MVA transformatörün maliyeti 8 milyon TL’ye civarındayken, 35 KVA’lık bir trafonun maliyeti 2000 TL civarındadır. Bu gerçek, üretim ve iletim hat ve ekipmanları için detaylı izlemeyi meşru kılmakta, dağıtım hatlarının izlenmesini arka plana atılmasına neden olmaktadır. Sensörlerin maliyeti dolayısı ile iletim hatlarında bile hat boyunca detaylı izleme mümkün değildir. Bu nedenle henüz bakir bir alan olan dağıtım hatlarının yanında, üretim ve iletim hatlarında da ucuz, akıllı izleme teknolojilerinin  uygulama alanı geniştir. Maliyetin yanında, akıllı sensör teknolojilerinin sahaya uygulanmasında iletişim tarafı da sorunsal bir yapı taşımaktadır. Dağıtım şirketlerinin güvenlik tedbirlerine uyum, şirketlerin SCADA, HMI, GIS sistemlerine uyumluluk gibi gereksinimler karşımıza çıkmaktadır.

Sensörlerin hacim-maliyet dağılımında iki adet aralık vardır. Halihazırdaki pazar, yüksek maliyet ve düşük hacim tarafında yer almaktadır. Endüstriyel uygulamalarda kullanılmak üzere yüksek hacimli, düşük maliyetli ve yüksek fonksiyonelitede sensörler için arayış vardır. Pazardaki yüksek maliyetli sensörleri geniş alanlara entegre etmek amorti süresi açısından dağıtım şirketlerinin tercih etmediği bir durumdur. Buradaki açık, yüksek hacimli ucuz ve akıllı sensörlerin geliştirilmesiyle kapatılabilir.

Diğer taraftan, düşük-güç elektroniği pazarında son yıllarda meydana gelen gelişmeler, “System-on-chip” de denilen çok düşük güç harcayan, ucuz ve küçük boyutlu sensörlerin üretilebilmesini sağlamıştır. İşlem kapasitesi yüksek mikrodenetleyiciler, telekomünikasyon çipleri ve hafıza modülleri sayesinde sadece rutin izleme işlemleri değil, toplanan verilerin yönlendirilmesi, işlenmesi, anlamlandırılması fonksiyonları da gerçekleşebilmektedir. Geçmişte kablosuz sensör ağlarının uzun mesafelerde güvenilir ve verimli iletişim yapamamasından kaynaklı teknik sorunlar yaşanmaktaydı. Günümüzde ise ZigBee Pro, IPV6 gibi kendi kendini yenileyebilen örgü ağları, yüksek güvenlikli iletişim standartları, yüksek verimli yönlendirme algoritmaları, düşük güç tüketimine sahip protokoller olgunlaşmıştır. Kablosuz sensör ağlarındaki bu atılım, elektrik tedarikçileri ve dağıtım şirketlerini de altyapılarına bu sistemleri entegre etmeleri için teşvik etmiştir. Akıllı izleme, ICT entegre enerji uygulamaları, Cisco ve Motorola gibi firmaları akıllı şebekeler pazarında boy göstermeye götürmüştür. Akıllı şebekeler pazarında köklü firmaların yanında, Amerika ve Avrupa’da son 5 yılda bu alanda faaliyet gösteren onlarca yeni girişim doğmuştur.

Makalenin Devamı aynı başlık altında gelemeye devam edecektir

Get real time updates directly on you device, subscribe now.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Paylaşımınız için teşekkür ederiz.

Gelişmelerden haberdar olmak istiyorum!

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Sitemizdeki deneyiminizi iyileştirmek için kişisel veri politikamız doğrultusunda çerezler kullanıyoruz. Sitemize giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Çerezler ve politikamız hakkında daha fazla bilgi alın. Kabul Ediyorum Daha fazlası