Sudan Sebepler

2 68

Suyun değerini bilmek

Su yaşamın en önemli kaynaklarından birisidir. Ne yazık ki değişen iklim şartları, dikkatsizce kullanım ve tüketme alışkanlıklarımız bu kaynağı kirletmekte ve yok etmektedir.

Türkiye’nin de içinde bulunduğu coğrafi alanın çölleşme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu pek çok kaynak, haber ve makaleden okuyabiliriz. Değişik önlemler sıralanırken, önlemleri uygulamakta, denetlemekte ve sahiplenmekte kimi zaman zorlanmaktayız.

Kullanılmayan su miktarı %50 den fazla

25-26 Mayıs 2017 tarihinde yapılan 3. Su Kayıp-Kaçak Forumunda Orman ve Su İşleri Bakanı Sn. Veysel Eroğlu, Kayıp/ Kaçak suyun resmi rakamların her ne kadar %35-%40 ifade etse de, gerçek rakamın %50-%55 seviyelerinde olduğunu ifade etmiştir. %50 ve üzeri….!!!!

Önlem olarak ise şebekelerin yenilenmesi ve israfın önüne geçmekte olduğunu pek çok kere belirtilmiştir. Peki, şebekenin neresini ve ne kadarını yenilemeli? Doğru ve en etkin nokta neresi? En çok kayıp nerelerde yaşanmaktadır? İsrafı nasıl önleyeceğiz?

Aslında bunun ipuçları Belediyelerin yıllık veya iki yılda bir açıkladıkları faaliyet raporları net bir şekilde görebilmekteyiz. Diğer bir bilgi kaynağı ise TÜİK in yıllar ve illere göre paylaştığı ve internetten herkes tarafından kolayca okunabilen su istatistiklerini de sıralayabiliriz.

TÜİK verileri

Resmi rakamlara göre 2016 yılı itibarıyla kullanılan toplam su miktarı 5,3 milyar m3 dür. Toplam suyun 3,4 milyar m3 lük kısmı arıtılmakta ve hizmete sunulmaktadır.

Kişi başına Türkiye genelinde kullanılan su yıllık 217 litredir. Üç büyük İl için ise değerler aşağıdaki gibidir;

  • İstanbul 189 lt
  • İzmir 173 lt
  • Ankara 227 lt

Su kaynaklarımız bakımından ise, yarıya yakını açık hava Barajlar (%44,8), Kuyular (%26,8), Doğal Kaynaklar (%17,1), Akarsular (%9,5), kalanı Göl, Gölet v.b. den olmaktadır.

Gelelim hizmet alınan ve alınamayan suyun bedeline. Gene 2016 itibarıyla TÜİK verilerine göre 5,3 milyar m3 suyun sadece 3,73 milyar m3 lük kısmı fatura edilmiştir (resmi kayıp %35). KDV hariç ödenen rakam ise 14,22 milyar TL, abone sayısı da 27,5 milyon olarak ifade edilmektedir.

Gelir Getirmeyen Su (Non-Revenue Water – NRW) miktarı ise 5 Milyar TL seviyelerinde. Sade Vatandaşın anlayacağı bir dille, abone başına yıllık 182 TL sokağa atılmaktadır veya cebimizden çıkmaktadır.

2016 yılında bütçe açığı 29,3 Milyar TL olduğunu düşünürsek, %17 lik kısmı parası alınamayan sudan kaynaklandığını (resmi rakamlara göre) görebiliriz.

Acaba bu kayıp nerede ve illere göre nasıl bir değerde kalmaktadır?

Bazı illerin kayıp-kaçak değerleri

Belediyelerimizin faaliyet raporları ve TÜİK verilerinden yola çıkarak bazı illeri paylaşmak isterim. Sağlam veri bulabildiğim Ankara, Bursa, Gaziantep, İstanbul ve İzmir illerindeki 2015 de kesinleşen kayıp-kaçak değerlerini aşağıda sıralanmıştır;

  • Ankara %22
  • Bursa %26
  • Gaziantep %32
  • İstanbul %25
  • İzmir %32

Her 5 ilimizde değişik iyileştirme çalışmaları yapılmakta, ancak bunlar yıllık %1 – %2 lik bir düşüş veya artışın önüne geçememektedir. Pek çok teknoloji uygulamayla kayıp-kaçağın önüne geçilmeye çalışılıyor ki en yaygını SCADA kullanımıdır. Yanlış bir adım olmamakla beraber, kullanılan SCADA uygulamaları öngörü ve ön analiz gibi modülleri veya uygulamaları desteklemediğinden veya yetersiz veri girişi sağlandığından tam umulan avantajı ne yazık ki veremiyor.

Bazı illerde değişik tipte sensörlerle denemelerin devam ettiği, ancak henüz tüm şebekeye yaygınlaştırılmadığı da belirtilmelidir.

Kayıpların 10 yıl öncesine göre çok daha iyi noktada olduğunu da unutulmamalıdır.

Kayıp-kaçak nerede oluyor?

Sanırım bu soruya herkes önce SAYAÇ der, ki bu sorunun sadece küçük bir kısmıdır.

Gelin size önce musluğu her açtığımızda olan akışı çok basitleştirilmiş olarak aktarayım. Aşırı basit anlatırsam, Su İdarelerin Yetkilileri, Su ve Çevre Mühendisleri lütfen beni bağışlasın.

Sıradan bir sabah…

Selçuk sabah kalkıp işe gitmeden önce musluğunu açıp elini yüzünü yıkar. Musluk açıldığında, binasında varsa önce bina su deposundan bu su hidrofor vasıtasıyla pompalanmaktadır. Su deposunda azalan su belirli bir seviye altına inince, su şebekesinden su ister ve depo seviyesi normale dönene kadar su alır.

Ayşe teyzemiz, Mehmet amca, Fatma hala v.b. aynı anda musluğu açınca ne olur? Şebekede yeterince su miktarı varsa musluktan su akar, yetersiz veya azalan miktar olunca ise su şebekesi ilgili miktarı pompalar ve borular yardımıyla suyu şehirde, köyde v.b. su kaynaklarından tüketim noktasına kadar iletmektedir.

Zaten sorunlar burada başlar. Su şebekesi yıllar önce kurulmuş ve pek çok kentin nüfusu makul seviyelerdeyken hizmet veriyordu. Su miktarı nüfus artışına cevap veremeyince, su şebekesi sorunlar ve zorunlu durumlar olmadıkça değişmedi, genel olarak basılacak su miktarını arttırmak için pompalarımız değiştirilmiş, kaynaklar arttırılmış ve çeşitlendirilmiştir. Pompa yeni, şebeke eski olunca, malzemenin de yaşlanması eklenince, belirli yerlerde sızıntı, çatlamalar v.b. kaçaklar oluşmaktadır. Pompalar çalıştıkları her seferinde artan su basıncı, boru hattında titreşimlere ve belirli bir süre sonra da boru hatlarına zarar vermekte, dayanamayan noktalarda sızıntı ve arızaların yaşanması kaçınılmaz olmaktadır.

İlginizi Çekebilir
1 - 3

Kayıp-Kaçak noktaları

Hemen başta belirttiğim gibi SAYAÇ olayı küçük bir kısmıdır. Gelin size İSKİ (İstanbul Su ve Kanalizasyon İşletmeleri) tarafından 2015 yılı itibarıyla Web sayfasında yayınlanan resmi rakamları paylaşayım.

Kayıp-Kaçak toplam % 25 dir (242 milyon m3 / 830 Milyon TL). Bunun %0,99 kısmı ölçülen, ancak fatura edilmemektedir. Kalan %24 lük kısım için ise sayaç v.b. için idari kayıplar SADECE %2, kalan %22 lik kısım ise %0,80 depolar ve istasyonlarda; %21,2 ve üzeri kısmı ise isale (iletim) ve dağıtım hatlarında, yani su dağıtım şebekesinde yaşanmaktadır. Özetle borularda çatlama, kırıklar, bağlantı noktaları v.b. esas kaybın nedenleridir.

Benzeri bir durum diğer şehirler için geçerli olacağını tahmin ediyorum. Kaybın %85-%90 boru hattından kaynaklı olmaktadır.

Kayıp-Kaçak tespiti

Şimdi okuyucularımız, idari bunları nasıl bulamıyor diye sorabilir. Ne yazık ki bu o kadar da kolay değil. Öncelikle pek çok şehirde var olan ve belgelenebilen şebeke varlıkları ile mesafeleri birbirinden farklı olduğu görünmektedir. Yani VARLIĞIN tam değerini bilinemiyor. Pek çok nedenleri olabilir, ancak şebekenin yaşı ve geçtiği güzergahı kimi zaman tam tamına bulmak kolay değildir, bilenler ise çoktan emekli olmuş ve bilgilerini ise belgeleyemeden kurumdan ayrılmıştır.

Geçtiğimiz yıllarda yeni özelleşmeler başında bir elektrik dağıtım şirketi, bir kablonun toprak altına girişini ve çıkışını bilmekle beraber mesafesini tam kestiremiyordu. 2 km lik tahmin edilen kablonun aslında 5 km den uzun olduğu değişik ölçüm yöntemleriyle ortaya çıkmıştır. Benzeri durumlar diğer kamu hizmet sistemlerinde de görebiliyoruz.

Su hattında kayıp kaçakları tespiti için uluslararası örneklerinden yola çıkarak, temelde iki yöntem görülebilir. İlki şebeke suyunu keserek, “Gaz”lı tespit (zararsız ve tatsız Helyum gazı kullanılır) diğeri ise şebeke kesmeksizin “Akustik” yöntemle yapılmaktadır. Basınç izleme v.b. değişik yöntemlerinde olduğunu belirtmeliyim. Tahmin edeceğiniz üzere en yaygını şebeke suyunu kesmeden yapılan ve boru hattının seslerini dinlemeye yarayan, kimi sensörlerle yapılan uygulama Akustik yöntemdir.

Gazlı yöntem aslında çok basittir. Su olmayan boru hattına bir gaz basılır ve bu gaz izlenerek, nerede kaçak, kırık, sızıntı v.b. olacağı görülmektedir. Su kesme zorunluluğu nedeniyle pek kullanılmak istenmez.

Akustik yöntem boru hattını dinleyerek, normal akış sesi olması gereken yerde ortaya çıkan ses bozulmaları dinler ve sorunun yaklaşık olarak nerelerde olduğunu bulmaktadır. Hata payı oldukça düşüktür ve noktasal tamirat veya boru hattı değişimi yapılabilir. Tabi borunun yer altında bulunacağı derinliği de önlemlidir.

Yöntemin anlatılması kolay olmakla beraber uygulanabilmesi için değişik noktalardan şebekenin SESİ dinlenmesi gerektiğini de unutulmamalıdır. Bu tarz noktalar yangın söndürme hidratları veya su çıkışını ayarlamak için sokaklarda var olan noktalardan yapılmalıdır.

Kaybın %20 ve üstü değerlerde olduğu düşünürsek, dağıtım şebekelerinde rastgele veya şikayet üzerine inceleme yerine, devamlı saha incelemesi yapılarak ciddi önlemler geliştirilebilir.

Tek sorun kayıp-kaçak mı?

Aslında kayıp-kaçak rakamsal olarak çok net bir değer olmakla beraber, su kaynaklarımız bakımdan ne yazık ki tek sorun kaynağı değildir.

Birkaç hafta öncesi Tuzla da yaşanan olayı tüm Türkiye hatırlayacaktır. İstanbul da yaşanması nedeniyle ciddi ses getirdi. Peki ya diğerleri? Kaçımız 2016 yılında Kahramanmaraş ta 15.000 kişinin hastanelere başvurduğu ve içlerinden 4.000 gerçekten de içme suyundan zehirlendiğini hatırlıyoruz? Antalya da 50 öğrenci gene içme suyundan kaynaklı nedenlerle sorun yaşadığı v.b. örnekleri çoğaltabiliriz.

Yazımın ilk bölümlerinde su kaynaklarını sıraladığımda, kaynakların yarısından fazlası açık hava ve insanların kolayca erişimine açık barajlar, akarsular v.b. den geldiğini belirtmiştim. Açık havada yani insan müdahalesine açık olması nedeniyle, ne yazık ki kolayca kirletilebilir ve insan sağlığını tehdit etme potansiyeli vardır.

Ne yazık ki su kaynakları haftanın 7 günü, 24 saat boyunca incelenmemektedir. Bu sadece Türkiye de değil, pek çok ülkede aynı durumdadır. Su idareleri belirli bir döngü içinde içme sularından alınan örnekleri, yetkili analiz merkezleri tarafından incelemekte ve web sayfalarından paylaşmaktadır. Genelde bunlar aylık döngüler halinde yapılır. Peki ya ölçümler yapıldıktan, örnekler alındıktan sonra bir sorun veya bir zehirlenme girişimi oluşursa? Bu tip durumlarda ancak vatandaşlar şikayette bulunursa veya hastanelik olaylar ortaya çıkarsa bilgimiz oluyor. Ki çoğu zamanda bu geç kalındığı anlamına gelmektedir.

Suyun kalitesini kaynağında devamlı olarak ölçülmeli ve en ufak bir farklılaşması durumunda zaman kaybetmeden müdahalesi gerekmektedir.

Nesnelerin İnterneti (IoT), sihirli bir değnek mi?

Sihir mi değil mi bilemem, ancak yukarıda anlatmaya çalıştığım boru hatlarında yaşanacak kayıpların ve zehirlenmelerini erken aşamasında, verimli ve etkin tespiti için Nesnelerin İnterneti / IoT değişik için yaklaşım sunmaktadır.

Ucuz maliyetli ve uzun ömürlü çalışma sağlaması nedeniyle 7×24 çalışabilirliği ve kolayca uygulanır, ciddi bir katma değer sağlamaktadır.

Boru hatlarının yakınlarına, istasyon ve depolarda, pompa istasyonlarına, boru hattının içine bile uygulanabilecek tipte sensörler kullanarak, boru hattının arıza noktaları tespit edilebilir. Bunu drone desteğiyle de daha da geliştirebiliriz.

Su kaynaklarında ise suya batırılmış şekilde kullanılacak sensörler sadece suyu seviyesini değil, aynı zamanda devamlı su kalitesi hakkında bilgi verecek ve değeri ölçülemeyen insan ve canlı hayatını korumak için yardımcı olacaktır.

İzlenmesi için kullanılacak haberleşme teknolojisinin önemli olduğunu eklemem gerek.

Hayat rakamsal bir değer ile ölçülemez!

Elbette burada dikkat edilmesi gereken konu başlıklarından birisi de hangi teknoloji ve çözümün doğru olacağı, maliyetlerinin nasıl karşılanacağı v.b. sorular gündeme gelebilir, ancak şu sorulara da hepimiz kolayca cevap verebiliriz:

  • Su kaynaklarını daha ne kadar süreyle, alışılagelmiş yöntemlerle ve devamlı izleme olmaksızın koruyabiliriz?
  • Kayıp-kaçakları en etkin ve hızlı şekilde nasıl önüne geçilebilir?
  • Boru hattında çıplak gözle görülemeyen sızıntı noktalarını nasıl bulacağız?
  • Yaşam kaynaklarımızın %20 sinin akıp gitmesine seyirci kalmaya devam mı edeceğiz?

Yaşamı ve hayata önem veriyorsak, sadece musluklardan akan suyu idareli kullanmak yetmez, bize gelmeden önceki noktalarda da korunmalı ve önlemler alınmalıdır.

 

Gökhan Yanmaz

Ocak 2018

2 Yorum
  1. ibrahim sefer diyor

    sıradan bir sabah paragrafında anlattıklarınız tamamen yanlış hiç bir içme suyu şebekesi öğle çalıştırılmaz. su deposu diye bir şeyi hiç duymamışsınız

  2. Emre Akar diyor

    Suda durum elektrikten vahimmis. Elektrik bir sekilde uretilir ama su dogal kaynak. Bu seviyede kayip kacak oranlari ulkemiz adina cok uzucu. Bilimi ve teknolojiyi kulanmak cebimizde tasidigimiz cihazlardan ote gecmeli. Bu ulke teknolojiyi kullanarak ve teknolojiyi ureterek kalkinacak.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Ayrılmadan,Takip Edin!

Takip ederek özgün içeriklerimizden anında haberdar olun....
close-link
akillisebekeler.com site performansını artırmak adına Google politikalarına uygun çerezler kullanmaktadır. Çerez Politikası

Bilgiyi Paylaşın!

Bu içeriği paylaşarak daha çok kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz :)
close-link